Nasibimiz avuçlarımda işte
Bereketlidir ki adını koydum meleğe
Yerin üstü dert, yerin altı çile
Gün yüzü göresin diye
Kömür gözlerinin hatrına çekilir ölüm olsa bile,
Hani gülmüştün yüzümde ki siyaha
Demiştin ki zenci, zenci baba
Ahhh yaradan, bahtımıza yapışan karalık
Tenimizden de silinmiyor artık
Toprağım, dün açtığım damarların yangın yeri
Çağlayarak geliyor kesif dumanın zehri
Ne bir adım ileri, ne bir adım geri
Mahsulü toplanmayacak ilkbahar tohumları gibi
Düşüyoruz bağrına omuz verdiklerim ne kadar diri